Aşkk
July 26th, 2010 • Blog
Aşk! Aşk aşk aşk. Gerçekten kelimelerle anlatılamayan hissiyat. Herkese göre değişen hisler. Ben kendime göre, kendi hissettiklerimi anlatmak istiyorum. Ne hissediyorum? Onu içimde hissediyorum. Bir insanın içinde ne zaman olursunuz? Gerçekte, annenizin karnında olduğunuz zaman, babanızın içinde olduğunuz zamanlar dışında. İşte üçüncü şahsın içine giriyorsunuz. Kalp! Kalpte yaşamak, ne olursa olsun kabul etmek, sevmek, ne pahasına olursa olsun yaşamak, onunla olmak, gözlerine bakmak ve seni seviyorum demek için zaman kollamak.. ben gözlerine resimlerden baktım, yazılarına aşık oldum ama yinede çok seviyorum. Ve gayet normal bir safhada aşkım. Kim ne derse desin.. ben böyle düşünüyorum, ben böyle seviyorum. Seviyorum. Evet onu çok seviyorum, onsuz bir hayat hayal edemiyorum, çok canım yandı ama yinede seviyorum. Bunu haykırmak istiyorum, SENİ SEVİYORUM FERNANDA diyerek.
Bağırmak istiyorum… sizde şaşıracaksınız şimdi, Fernanda mı? Diyeceksiniz ne diyor bu? Ama doğru, evet Fernanda, nerede tanıştık, İnternet’ten çekinmiyorum söylemekten, neden? Çünkü ben bir Mecnun oldum, ben bir Kerem oldum, ben bir Romeo oldum, ben bir Ferhat oldum. Ben o masallardaki şövalye oldum, prensesini kurtarmak için dev dalgaları aşan. Sanki hissediyorum, sanki o masallar, küçüklüğümüzde duyduğumuz benim için yazılmış, bana cesaret versin diye, aşkımı alevlendirsin diye. Çok canım yıprandı, hayatım bildiğinizden daha da farklı, ondan bu ilişki normal benim için, lakin ona normal bir hayat veremediğim için, üzülüyorum. Bu satırlarımı okuyamaz bile, Türkçe bilmiyor, birçok sorun var elimizde tuttuğumuz, umurumda da değil hiç bir şey. Tek bildiğim, benim ona ihtiyacım olduğu kadar onunda bana ihtiyacı var. İnsan hisleri aynıdır; ayrı kalın, bir gün kavga ederek kalın, ne hissedeceksiniz? Ben anlatayım mı, belki o zaman aşkımın samimiyetine inanırsınız. Ne zaman kavga etsem onunla, ne zaman ayrılmanın eşiğine gelsek, ne zaman konuşmasak birbirimizi özlesek, ben kahroluyorum! Ölüyorum adeta! Mahvoluyorum, rotasını kaybetmiş bir gemi gibi, okyanusun ortasında kayboluyorum. Ben onu yıldızlarda arıyorum, ben onu denize bakıp arıyorum, karşımda koskocaman bir okyanus ve ben okyanusun karşısında o da diğer karşısında, görmesek de birbirimizi, hissediyoruz kendi kalplerimizi. Kalplerimiz aynı saniyede çarpıyor, hissediyorum. İçimde ki mutluluk bir kuş gibi, o olmadan kanat çırpmak istemeyen, o olmadan su içmeyen, uçmayan bir kuş. Fernanda olmadan, yaşayamayan ben Cannur. Seni seviyorum Fernanda, niyetim uğraştığımız sorunlar kadar ciddi, kadınımsın, karımsın, bu dünyada sadece benimsin.
